Herşey 1996 yılının Şubat ayında oldukça yağmurlu ve soğuk bilindik bir İstanbul günüyle başladı.

Sinan ÜRKER | Arena Giyim Sanayi ve Ticaret A.Ş. | Muhasebe Müdürü

Mülakat için çağırıldığım yere gitmiştim. Bir yönetim kurulu üyesiyle görüşecekmişim. Asık suratlı birisini beklerken, oldukça genç ama ufkunun çok geniş olduğunu tahmin ettiğim, neşeli birisiyle görüştüm. Tedirginlikle başladığım mülakat sohbetle sona ermişti. Muhasebe elemanı olarak çalışacaktım.

Çalışmaya başladığım şirket Antur Turizm isminde bir şirketti. Daha ilk günlerde (bazen büyük şirketlerde bile olan) para kaygısının olmadağını, önce insana saygının ön planda olduğunu gördüm.
Bu, Doğuş Holding şirketlerine Ayhan Şahenk beyefendinin ruhunun yansımasıydı. İlk defa şirketimize geldiğinde kendisini tanımıyordum bile. Herkes saygıyla ayağa kalktığında “O” olduğunu anladım. Gülümseyerek yüzümüze baktı. Ve “Lütfen rahatsız olmayın arkadaşlar” dedi. Bunu söylerken, yüzündeki sıcaklık içime kazınmıştı. Evet! Biz “ARKADAŞTIK”. Hepimiz büyükten küçüğe aynı amaca hizmet eden arkadaşlardık.
İnsana değer veren düşünce yapısı; kişinin gelişmesine yardımcı olurken, şirkete ve dolayısıyla ülkeye hizmet etmeyi özünde toplayan bir sistem bütünüydü. Bu sistemde her bir birey önemsiz küçük bir parça değilde, mükemmel bir tablonun içinde yer alan ayrı renk tonlarıydı.
1998 yılında yeni kurulan Arena Giyim şirketine hizmet vermeye başladım. Şirket elimde doğmuştu. Bir bebeğin doğduğunu ve büyüdüğünü görmek gibiydi yaşananlar. Ve bir bebek gibi çok emek istedi. Hiçbirimiz esirgemedik ilgimizi zor günlerimizde oldu. Sabretmesinide bildik.
Eğlenceli günlerde vardı şüphesiz. Doğuş bowling turnuvası gibi... İddalıydık. Hemde çok! Çok iyi bir takım oluşturduk. Maalesef yanılmışız. O kadarda iyi değilmişiz!... Doğuş olimpiyatlarına katıldık. Çok uğraştı çocuklar yendikleride oldu, yenildikleride.Yani hayat gibiydi biraz. Hırslıydık, neşeliydik, bazende hüzünlü ama bunların hepsi bizdik. “Doğuş”tuk.
Hepte oyuna vermedik kendimizi. Eğitimlerimizde oldu. Madem önemli olan en iyisini başarmak; o zaman en iyisi olmak için çalışmak lazımdı. Karşılığınıda aldık tabiki.
Şu anda Muhasebe müdürlüğünü yapmakta olduğum şirketimizde sadece kendim için çalışmak zorunda olmadığımı biliyorum. Ben mükemmelin bir parçasıyım ve ben çabaladıkça daha iyisi olacak. Ben buna inandım. Sırada aramıza yeni katılan arkadaşlarımızı buna inandırmak var.

“Çünkü daha yapacak çok işimiz var!...”

Geri
©Copyright 2008, Doğuş Grubu All rights reserved.
madeByCAT®